Hoca Ahmet Yesevi, Ortaasyadan Balkanlara Türklüğümüzü Müslümanlığımızı borçlu olduğumuz büyük veli Dilimizin gelişmesini, zenginleşmesini Ona borçluyuz. Dinimizin sapık görüşlerden arındırılmış, doğru yorumunu Ona borçluyuz. ulusal Kültürümüzün inançlarımıza sımsıkı bağlantılı oluşumunu Ona borçluyuz. Onun yaşadığı çağda Ortaasya Türk toplulukları İran üzerinden gelen dini ve kültürel 1 istilanın tehdidi altında idi. Göçebe/Yerleşik, dağınık Türk topluluklarının tamamı İslamiyete girmiş değillerdi.
İslamiyete girenler de, henüz bu yepyeni dinin esaslarını bütün özümsememişlerdi. Hoca Ahmet Yesevi, bütün bu sırada ortaya çıktı. Bilgili, görgülü 1 aile ortamında dünyaya gelmişti.İyi 1 eğitim görmüş; bölgenin ilim merkezi Buhara Medresesinde din ilimlerini ve zamanın diğer bilgilerini tahsil etmiş; devrin büyük bilgini Yusuf Hamedaniden Tasavvuf dersleri almıştı. Hz. Ali soyundan geliyordu.

Kazakistanın Sayram Kasabasında doğdu.Doğum tarihi bütün bi şekilde bilinmiyor. Babası İbrahim Ata ( Şeyh İbrahim ), annesi İbrahim Atanın bağlılarından Sayramlı Musanın kızı Ayşe Hatun İsmi Ahmet, lakabı Yesevi Yesili Ahmet / Ahmet Yesevi Künyesini, doğduğu mekan olan Sayramdan değil, ilk öğrenimini yaptığı; müfekkiresinin oluştuğu, ününü ve hizmetlerini kıtalar ötesine taşıyacak fikri yoğunluğun saf, temiz, gencecik sinesine yüklendiği Yesiden aldı. İlk öğrenimini Yeside yaptı.Arslan Babaya intisab etti.Bu ilk öğretmeninin irtihalinden sonraları ünlü mutasavvıf Yusuf Hemedaniye bağlandı.O devrin ilim merkezi Buharaya geldi. Buhara medresesinde İslam İlimleri tahsil etti.1 taraftan O devrin her ilimlerini en üst seviyede tahsil ederken, diğer yandan ünlü Hemedaniden içsel eğitim aldı. Ahmet Yesevi şeyhinin vefatı üzerine Buharada 1 süre kaldı, olgunlaşmasını burada tamamladı. Daha sonraları Yesiye döndü.Ömrünün sonuna kadar orada kaldı.on binlerce öğrencisini orada yetiştirdi. yalnızca Maveraünnehir değil, 1 eliyle ırak doğuyu, diğer eliyle Avrupa içerilerini ve bu ikisi arasında kalan ne kadar bölge,ülke varsa oralar insanını Kuran ve Sünnet temelinde tutacak Müfredatını, Programını orada geliştirdi, pekiştirdi.böylelikle Yesi, Ahmet Yeseviye hem Onu barındıran 1 kutlu beşik; hem bildiklerini öğrencileri üzerinde deneyerek tecrübeye dönüştürdüğü 1 laboratuar; hem de ilk Hocasından aldığı Emanet-i Peygamberiyi 1 dönülmez inanç, sarsılmaz bilinç ve yaşam veren ideolajya bi şekilde bilediği atölye oldu. Fikirleri Hikmet Metodu Hoca Ahmet Yesevi ve takipçilerinin İslamı Tebliğ metodu sevdirici, bütünleştirici, okşayan-teşvik eden-ısındıran, güler yüzlü 1 yöntem idi.

Onun İslamiyete Hikmet metoduyla çağrı ilahi emrine bütün mutabık şiir, deyiş/söyleyiş ve anlatımlarına Hikmet adını vermesi sebepsiz değildir.Nitekim bugün Kültür Bakanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından neşredilen Hikmet kitaplarında mekan alan şiir ve deyişlerinde Ahmet Yesevi Kuran ve Sünnete tamamıyla sadık davetler, tembihler, uyarılar yapmakta; ama bu çağrı ve ikazları gönüllere hitabeden 1 tarzda sunmaktadır.Bu yöntem, Kuranın yukarıda ifade edilen ayette özetini bulan İslami tebliğ usulünün ta kendisi olduğu gibi; İslami tebliğdeki İnsanlara akılları ve anlayış seviyelerine göre hitap edilmesi prensibinin de gereğidir.Onun; Nice desem, işitici-bilen hani Habersize desem, gönlü karışır, hısımlar deyişi, bu konudaki hassasiyetini gösterir.

Yedi Prensip Ahmet Yesevinin düşünce ve hizmetlerini en iyi yorumlayanlar, kendine mahsus espri ve buluşuyla Onun İslamiyete getirdiği evrensel yorumu 7 ilke bi şekilde öne çıkardığı prensiplerle izah eder.

Allaha Aşkla Bağlılık İslamiyet Allaha imanı, Allaha yöneliş ve bütün şeyin Allah anlayışında odaklaşması prensibinde görür. böylelikle imanı, kişinin ve toplumun pratik hayatına indirger veya şahıs ve toplumun yaşayacağı önemli prensipleri Allaha sevi derecesinde bağlanmakta bulur.

İhlas Kişinin Müslümanlığı riyasız, gösterişsiz, maddi menfaat gözetmeyen Müslümanlık olmalıdır. Gündelik siyasetten, ticaretten, maddi-manevi şahsi çıkarlardan azade bu içtenlikli Müslümanlık, Kuran ifadesiyle ihlas adını alır.

İnsan Sevgisi İnsan sevgisi, İnsana hizmet İslamiyetin emridir.Zira insan, Yaradanın yeryüzündeki temsilcisi ve Onun kuvvelerinin 1 özetidir. İnsan yaratılanların en şereflisi, en kutlusudur. İslamiyetin amacı, insanın huzur ve mutluluğudur.

Müsamaha / Hoşgörü Dil, din, renk, cinsiyet farkı gözetmeksizin bütün insanlara, tatlı dil, güler 100 ve hoşgörü birlikte yaklaşmak, Hz.Peygamberin tebliğine muhatap olma müşterekliğinin gereğidir. Bu anlayış Yunus Emrede Yaratılanı hoş gör, Yaradandan ötürü tarzında ve veciz 1 biçimde özetlenmiş ve ifade edilmiştir.

Kadın-Erkek Eşitliği İslamiyet kadın ve erkek arasında eşitliği, yetki ve sorumluluk dengesini getirmiştir.Kadın ve erkeğin Aile içerisindeki hak ve vazife sınırları belirlenirken toplum içerisinde işte, üretimde, yönetimde, sosyal hak ve faaliyetlerde de tüze ve nesafet ölçüleri içerisinde lazım kriterler, sağlam köşe taşları şeklinde yerli-yerine konulmuştur. Kadın Hakları konusunda, beşeri hiçbir sistemde görülmeyen; ilahi İnkılap tarzındaki bu hükümler, Ahmet Yesevi Misyonunda yalnızca teoride değil, uygulamada da hakikat yerini almıştır.

Emek ve İşin Kutsallığı Emek ve İş kutsaldır.İnsan için çalışmasından farklı birşey yoktur. Buna göre insanın geçiminin kendi öz emeği birlikte olması tercih edilmiştir.Kul Hakkı, Kamu Hakkı, başkasının sırtından geçinmek, Allahın affetmediği haklardandır. Ahmet Yesevi Hazretleri, geçimini, bizzat çalışarak, elinin emeği birlikte sağlamıştır.

Bilim İslamiyetin en kritik prensiplerinden biri de Bilimdir. Bilim İslamiyetin üzerinde önemle durduğu ve insanı Allaha yaklaştıran 1 ilahi emirdir. Daha ilk vahiy ve emrinde bilimi işaret eden İslamiyetin beşeri ve ilahi diğer din ve sistemlerden farkı, bu ilk emirde işaret edilen istikamet olsa gerektir.

Eserleri

Ahmet Yesevi 1 yetkin, ergin, aydın şahıs bi şekilde Farsça ve Arapçayı epey iyi bilmesine rağmen halka yöneldi; halkın dili birlikte konuştu, geniş halk kitlelerinin anlayacağı yalın Türkçe birlikte Hikmet denilen deyişlerini / şiirlerini inşad etti / söyleyip yazdı. 99 bine ulaştığı söylenen öğrencileri Onun Hikmetlerini köylere, şehirlere, mezralara, kışlak ve yaylaklara taşıdılar. Bu şiirler, deyişler, tavsiyeler, hikmetli sözler bi şekilde, özdeyişler halinde Türk Ordularının gittiği bütün yere ulaştı. Bu sebeple, ölümünden sonraları da Türkçe şiir söyleme geleneği Onun hikmetlerinden esinlenen yepyeni ergin kişilerce sürek ettirildi. Hacı Bektaş Veliler, Yunus Emreler, Hacı Bayramlar, Onun erginlik ermişlikte de; şiir / deyiş ve tebliğde de takipçileri oldular.

Şu muhakkak ki Türkçe edebiyat geleneğimizi; 1 bilim ve sanat dili bi şekilde Türkçemizi Ahmet Yesevi ve Onun takipçilerine borçluyuz. Hikmetler ve Muhtevası Ahmet Yesevi, her deyişlerini tebliğ ve nasihatlerini Hikmet adı altında söylemiştir. Bu tercih, bilinçli 1 tercih olsa gerektir. Zira Nahl Süresinin 125inci ayetinde Rabbinin yoluna hikmetle çağrı et buyurulmaktadır. Bu tercihin isabeti şuradadır ki, Ahmet Yesevinin hikmetlerinde; ahlak kitaplarında Ahlak-ı Hamide bi şekilde sayılan ahlaki prensipler öğüt edilmiş; Ahlak-ı Zemime ise yerilmiştir. Bu sebeple Hikmetler, denilebilir ki, 1 sosyal ahlak kitabıdır.

Ahmet Yesevinin Hikmetlerii, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Divan-ı Hikmet; Kültür Bakanlığı tarafından ise Divan-ı Hikmetten Seçmeler adı altında neşredilmiştir. Ahmet Yeseviye atfedilen Hikmetlerin hepsi bu 2 yayında toplanabilmiş değildir. Risale Risale Ahmet Yesevinin ilim aleminde henüz tanınmayan 1 eseridir.Kazakistanlı bilim adamı Muhammedrahim CARHUMMED-ULİ, Hoca Ahmet Yesevinin Hayatı Hakkında yepyeni Deliller ve Onun Bilinmeyen Risale Adlı Eserinin İlmi Değeri konulu makalesinde eserin 1 yandan El Yazma nüshasının şekli tanıtımını yapmakta; diğer taraftan muhtevası üzerine bilgiler vermektedir. Buna göre eski Çağatay dilinde 88 sahife tutan yapıt, Ahmet Yesevinin dünya görüşünü ve İslamiyetin esas kurallarını kendine mahsus üslubuyla izah etmektedir. Hikmetlerde olduğu gibi burada da insanlar arası münasebetler ağırlıklı biçimde mekan almaktadır. Dini emir ve yasakların kişinin ahlaken olgunlaşması; toplum hayatının ahlaki kurallarla huzur ve güvene ulaştırılmasındaki rolü, kitapta somut örneklerle işlenmektedir.

Orjinal Link: http://birlog.com/hoca-ahmet-yesevi-hayati-yasami/

2 tanede şiiri Örnek  olarak koyuyorum arkdaşlar..

Hikmet – 1

Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
‘İkinci defter’ sözlerini açtım ben işte.

Sözü söyledim, her kim olsa cemale talip
Canı cana bağlayıp, damarı ekleyip,
Garip, yetim, fakirlerin gönlünû okşayıp
Gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben işte.

Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol
Öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol
Mahşer günü dergahına yakın ol
Ben-benlik güden kişilerden kaçtım ben işte.

Garip, fakir, yetimleri Rasul sordu
O gece Mirac’a çıkıp Hakk cemalini gördü
Geri gelip indiğinde fakirlerin halini sordu
Gariplerin izini arayıp indim ben işte.

Ümmet olsan, gariplere uyar ol
Ayet ve hadisi her kim dese, duyar ol
Rızk, nasip her ne verse, tok gözlü ol
Tok gözlü olup şevk şarabını içtim ben işte.

Medine’ye Rasul varıp oldu garip
Gariplikte sıkıntı çekip oldu sevgili
Cefa çekip Yaradan’a oldu yakın
Garip olup menzillerden geçtim ben işte.

Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla
Mustafa gibi ili gezip yetim ara
Dünyaya tapan soysuzlardan yüzünü çevir
Yüz çevirerek derya olup taştım ben işte.

Aşk kapısını Mevlâm açınca bana değdi
Toprak eyleyip ‘Hazır ol! ‘ deyip boynumu eğdi
Yağmur gibi melâmetin oku değdi
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte.

Gönlûm katı, dilim acı, özüm zalim
Kur’an okuyup amel kılmıyor sahte alim
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte.

Altmış üçe yaşım ulaştı, geçtim gafil;
Hakk emrini sıkı tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz kazaya bırakıp oldum ergin;
Kötüyû izleyip iyilerden geçtim ben işte.

Vah ne yazık, sevgi kadehini içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden
Suç ve isyan dûğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verirkende şaştım ben işte.

İmanıma çengel vurup kıldı gamlı,
Mürşid-i kamil Hazır ol! ‘ deyip saçtı koku
Lânetli şeytan benden kaçıp korkusuz gitti kirli
Allah’a hamd olsun, iman nuru açtım ben işte.

Mürşid-i kamil hizmetinde gidip yürüdüm;
Hizmet kılıp göz yummadan hazır durdum;
Yardım etti, Şeytanı kovalayıp sûrdüm;
Ondan sonra kanat çırpıp uçtum ben işte.

Garip, fakir, yetimleri sevindiresin;
Parçalayıp aziz canını eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile misafir
Hak’tan işitip bu sözleri dedim ben işte.

Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Râzı olur o kulundan Allah.
Ey habersiz, sen bir sebep, kendisi saklar;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim ben işte.

Yedi yaşta Arslan Baba ya verdim selâm;
‘Hak Mustafa emanetini eyleyin armağan’
İşte o zamanda binbir zikrini eyledim tamam
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim ben işte.

Hurma verip, başımı okşayıp nazar eyledi
Bir fırsatta âhirete doğru sefer eyledi
‘Elveda’ deyip bu âlemden göç eyledi
Medreseye varıp, kaynayıp coşup taştım ben işte.

Sünnet imiş, kâfir de olsa, verme zarar
Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi;
Allah şahid, öyle kula ‘Siccin’ hazır
Bilgelerden işitip bu sözü söyledim ben işte.

Sünnetlerini sıkı tutup ümmet oldum:
Yer altına yalnız girip nura doldum;
Hakk’a tapanlar makamına mahrem oldum,
Bâtın mızrağı ile nefsi deştim ben işte.

Nefsim beni yoldan çıkarıp hakir eyledi
Çırpındırıp halka ağlamaklı eyledi
Zikr söyletmeyip şeytan ile dost eyledi;
Hazırsın deyip nefs başını deldim ben işte.

Kul Hoca Ahmed, gaflet ile ömrün geçti;
Vah ne hasret, gözden, dizden kuvvet gitti;
Vah ne yazık, pişmanlığın vakti yetişti;
Amel kılmadan kervan olup göçtüm ben işte.

(Hoca Ahmed Yesevi’ye [1093-1166] ait bu şiir Çağatay Türkçesi orijinal metninden Türkiye Türkçesine Dr. Hayati Bice tarafından aktarılmıştır.)

 

Hoca Ahmed Yesevi

Hikmet – 8

Sabah erken pazartesi günü yere girdim
Mustafa ya matem tutup girdim ben işte
Altmışüçte sünnet dedi işitip bildim
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Yer üstünde dostlarım matem tuttu
Bütün alem ‘Sultanım’deyip nara çekti
Hakk’ı bulan gerçek sufiler kanlar yuttu
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

“Elveda” deyip yer altına adım koydum
Aydın dünyayı haram kılıp Hakk’ı sevdim
Zikrini söyleyip yalnız olup yalnız yandım
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

‘Taha’ okuyup akşam ve geceler kaim oldum
Gece namaz gündüzleri oruçlu oldum
Bu hal ile yer altında daim oldum
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Altmış gece altmış gündüz bir kez yemek
Tan atana kadar namaz kılıp bir kez selam
Altmışüçte oldu ömrüm sonunda tamam
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Hakk Mustafa ruhu gelip oldu imam
Bütün varlık yer altında oldu köle
Çok ağladım Hakk Mustafa verdi müjde
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Mirac gecesi ‘Gözümün nuru evlad… ‘dedi
Elimi tutup ‘Ümmetimsin ümmet’ dedi
‘Sünnetimi sıkı tutasın gönüldaşım’dedi
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

‘Kıyamette yol kaybedersen yola salayım
‘Muhammed’ deyip susamış olsan elini tutayım
Evladım deyip elini tutup cennete girdireyim…’
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Ey dostlar bu sözü işitip şevkim arttı
‘Ümmet’ dedi, iç ve dışım nura battı
Nurunu salıp cemalini Hakk gösterdi
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Cemalini görüp ruhum uçup arşa kondu
Musa gibi varlığım tutuştu yandı
Mecnun gibi eş ve dosttan kaçıp saklandı
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Yer altında eziyet çektim çok zorluk
Döşek yastık taştan yapıp çektim sıkıntı
Ey dostlar bu dünyada yok dinlenmek
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Ta zorluk çekmedikçe vuslatı nerede? ..
Hizmet kılmadan hal derdi olmaz peyda
Can ve gönlünü kılmadıkça Hakk’a tutkulu
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Yer altına girdim ise kendimden geçtim
Gözümü açınca Mustafa’yı hazır gördüm
İsyan ve cefa eden ümmetlerin halini sordum
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

‘Ey evlad benden sorsan hani ümmet,’
‘Ümmet’ dedi göğsüm dolarak hasret yarası
‘Ümmet için çok çekiyorum Hak’dan külfet’
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Ümmetlerimin günahlarını her Cum’â affet
Alıp geleyim ya Muhammed sen bunu ayır
Ta ki ağlayıp secde eyleyim Tanrı ya affet
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Her Cum’a affet ümmetlerin günahını
Alıp geleyim ya Muhammed gör bunu
Ümmetlerin neler kılar Ahmed senin
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Ben melekten utanç duyarım ey ümmetim
Yaratan’dan korkmaz mısın düşük himmetim
Gece yatmadan ibadet etsen hoş devletim
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Yer altına girdim dostlar iradesiz
‘Amin’ deyiniz âl, ashab ve çehar-yar
Ümmetlerin suçunu bağışla Allah’ım
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

Kul Hoca Ahmed ben ikinci defteri söyledim
İki alem eğlencelerini meye sattım
Ölmeden önce can acısının zehrini tattım
Mustafa’ya matem tutup girdim ben işte

 

Hoca Ahmed Yesevi

 

 

 

Orjinal Link:



Bunlarıda Okuyun Bilgilenin.